Amasra Turkish Airlines’ın Skylife Dergisinde!

Amasra Haberleri

Karadenizin öz bebeği Amasra SkyLife Dergisine konu oldu! Skylife dergisinin bu ayki sayısında Amasra ile ilgili yazılan makale ve Amasra fotoğrafları…

 

Karadeniz’in Prensesi Amasra

Yeşil Bir Yarımadanın Üzerine Kurulmuş Eski Bir Balıkçı Yerleşimi Olan Amasra, Batı Karadeniz’deki Tarihi Limanların Belki De En Güzeli.

Günbatımıyla birlikte altın kolyesini kuşanan Amasra muhteşem bir panorama sunuyor. Tarihi bir yarımada üzerine kurulu ilçe, doğal bir liman. Amasra’ya 20 kilometre uzaklıktaki Göçkün’de ahalinin büyük çoğunluğu göçmen olduğundan köye bu isim verilmiş. Köyün kumsalında ıssızlığın keyfini renkli sandallar sürüyor. Meşe, gürgen ve köknar ormanlarıyla çevrili kumsal, el değmemiş güzelliğiyle dikkat çekiyor.

Amasra ve yakın çevresi Türkiye’nin en önemli tekne inşa merkezlerinden biri olarak biliniyor. Tekne yapımı, bölgede antik çağlardan beri sürdürülen bir gelenek. Amasra’nın kapı komşusu Tekkeönü’nde sahil boyu sıralanan kızaklar, yapımı devam eden sandallar, tekneler ve yelkenlilerle dolu. Yöredeki tekne ustalarının söylediğine bakılırsa burada üretilen teknelerin pek çoğu dünyanın en iyileri arasında yer almış.

Amasra’ya dört kilometre uzaklıktaki Kuşkayası, Anadolu’da benzeri olmayan antik bir yol anıtı. M.S. 1. yüzyılda inşa edilen yapı, kayalara oyulmuş kral heykeli ve yazıtlarıyla dikkat çekiyor. Yanı başındaki kartal figürü ise Roma hâkimiyetini simgeliyor. Bahçesi arkeolojik eserlerle süslü Amasra Müzesi’nin yanı sıra büyüleyici manzaralar sunan Çakraz sahili bölgenin görülmeye değer güzellikleri arasında.

Bartın’dan sonra giderek sıklaşan orman, Karadeniz’in lacivert sularıyla buluştuğunda Amasra’ya ulaşıyoruz. Denize üzüm salkımı gibi uzanmış bir yarımada üzerine kurulan ilçedeki ilk durağımız Küçük Liman. Yan yana sıralanmış rengârenk balıkçı tekneleriyle bir eski zaman fotoğrafını andıran limanın yakın çevresi asırlık konaklarla dolu. Karadağ Prensi Nikola’nın Kotor’daki köşkünden esinlenerek yapılan Edhem Ağa Konağı ilçenin en dikkat çekici yapılarından. 1890 yılında inşa edilen konak, yörede çekilen filmlere de mekân olmuş. Geçmişte Hititlerin önemli bir liman kenti olan Amasra, M.Ö. 4. yüzyılda Perslerin hâkimiyetine girmiş. Adını Pers Prensesi Amastris’ten alan yerleşim, Roma döneminde zenginleşip büyümeye devam etmiş. 15. yüzyılda ise Fatih Sultan Mehmet’in fethiyle Osmanlı topraklarına katılmış. Osmanlı’nın Karadeniz’deki ilk bahriye mektebine ev sahipliği yapan şehir, doğal ve tarihi açıdan benzersiz güzelliklere sahip. 14. yüzyılda Ceneviz şövalyeleri tarafından inşa edilen Amasra Kalesi’nin duvarlarında Orta Çağ’dan kalma kraliyet rölyefleri, ikonalar ve kabartmalar hâlâ belirgin. Sur içindeki eski mahalle, Kemere adı verilen tek gözlü taş bir köprüyle yarımadaya bağlanmış. 9. yüzyıl tarihli iki Bizans kilisesinden biri Fatih Camii’ne, diğeri ise kültür evine dönüştürülmüş. Deniz fenerinin bulunduğu Boztepe’de Tavşan Adası’nı içine alan muhteşem manzara keyifli bir seyirlik. Meşhur Çekiciler Çarşısı ise yörenin canlı yerlerinden. Ahşap işçiliğinin zengin örnekleriyle dolu olan çarşıda hangi tezgâha bakacağını, neler alacağını şaşırıyor insan. El emeği göz nuruyla işlenmiş rahleler, maket tekneler, dekoratif objeler, büyüklü küçüklü kâseler ve daha neler neler… Yürüyerek bile birkaç saatte gezebileceğiniz Amasra’da, lokantalardan yayılan kokular iştahınızı kabartacak. Amasra’da yemek denince elbette akla ilk önce balık ve deniz ürünleri geliyor. Yüzyıllardır ekmeğini denizden çıkaran insanların birikimini taşıyan bu topraklarda hayat yine denize yazgılı. Sabahtan akşama dek ağlarını tamir eden, oltalarına yem hazırlayan balıkçıların teknelerinden adeta dökülen tazecik balıkların tadına iskele çevresindeki lokantalarda bakabilirsiniz. Balığınızı beklerken yörenin meşhur salatasını söylemeyi sakın unutmayın! Çünkü Amasra’ya özgü ve sırrını sadece yapanların bildiği leziz salatalar, balık ziyafetinin en önemli tamamlayıcısı. Yörenin balık ve salatası kadar ilgi gören bir diğer özelliği ise muhteşem günbatımları… Gökyüzünün katmanları arasına saklanan bütün renklerin belirginleştiği akşamüstü saatleri Amasra’da özel bir seyir vakti gibi. İlçenin pastel renklerin en buğulu tonlarıyla yıkandığı bu saatlerde ortalık deniz ve yosun kokusuyla kaplanıyor. Sokaklar iyiden iyiye tenhalaşınca güneşin şiirsel yolculuğunu izlemek için deniz kıyısına iniliyor. Amasra seyahatinizi şairane bir finalle taçlandırmak için civar koylara uzanmalısınız. Yörede anlatılanlara bakılırsa, Amasra – Çakraz arasında 125’ten fazla mağara var. Eski çağlara ait çeşitli yaşam izlerinin de bulunduğu mağaraların en ünlüsü, Kargacak köyü yakınlarındaki Gürcüoluk Mağarası. Amasra’ya 15 kilometre uzaklıktaki Çakraz’da ise sizi sahil kahvelerinde oturmuş hoşsohbet balıkçılar ve uzun bir kumsal karşılayacak. Bir sonraki sahil köyü Tekkeönü, tekne yapım atölyeleriyle ünlü. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarında gezinen mavi yolculuk guletlerinin çoğu buradaki ustaların elinden çıkma. Türkiye’nin ilk Ahşap Tekne Yapım Lisesi de burada. Deneyimli ustalar, gençlere işin inceliğini öğretip yeni zanaatkârlar yetiştiriyorlar. Gizemli kalesi ve antik su kuyularıyla tarihi bir değer kazanan köyün kapı komşusu Kurucaşile’de hemen her evin altı bir tersane. Tarihte deniz savaşlarındaki kahramanlıklarıyla tanınan Akhalar, tekne yapmayı burada öğrenmiş. O günlerden bu yana kuşaktan kuşağa aktarılan bu gelenek, Kurucaşileli ustaların elinde yaşatılıyor. Bu köklü geleneğin ürünü olan teknelerse Karadeniz’in lacivert sularında bembeyaz bir kuğu zarafetiyle süzülüyor. Usul usul ve telaşsızca…

Amasra’daki otel ve pansiyonlar yaz aylarında yoğun talep görüyor. Özellikle hafta sonları rezervasyon yaptırmadan gittiğinizde yer bulmakta zorlanabilirsiniz.

Amasra’nın hazinelerinden biri olan Küçük Liman’daki Direkli Kaya’da sizi bir sürpriz bekliyor. Kayaya oyulmuş basamakları ve mermer iskelesiyle dikkat çeken bu antik havuz, Kraliçe Amastris’in deniz hamamı olarak biliniyor.

Balık restoranlarına alternatif arayanlar esnaf lokantalarını tercih edebilir. Mısırlı fasulye çorbası, pirinçli mantı, cevizli hamsi, pırasa dolması, maydanoz köftesi ve kızılcık şerbeti deneyebiliceğiniz lezzetlerden sadece birkaçı…

Türk Hava Yolları, İstanbul’dan Ankara’ya haftanın her günü karşılıklı seferler düzenliyor. Ankara’dan Amasra karayoluyla yaklaşık üç saat sürüyor. www.turkishairlines.com

Amasra’da haftanın dört günü açık hava pazarı kuruluyor. Salı ve cuma günleri kurulan semt pazarı meyve ve sebze ağırlıklı. Hafta sonları kurulan turist pazarında ise bitki çaylarından köy peynirlerine kadar zengin bir çeşitlilik var.

Eski bahriye okulunda hizmet veren Amasra Müzesi’nde Roma, Bizans, Ceneviz, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda heykel, seramik, mimari parça, savaş aletleri ve sikkeler sergileniyor.

Amasra’da haftanın dört günü açık hava pazarı kuruluyor. Salı ve cuma günleri kurulan semt pazarı meyve ve sebze ağırlıklı. Hafta sonları kurulan turist pazarında ise bitki çaylarından köy peynirlerine kadar zengin bir çeşitlilik var.

Amasra restoranlarında sunulan özel tatlı, balıktan sonra ağır gelmeyen ağızda hoş tat bırakan özel manda yoğurdu bal ve fındık karışımı…

1-31 Temmuz arasında yapılacak Amasra Kültür Sanat Günleri’nde halk konserleri, dans performansları, ebru, resim, fotoğraf sergileri, tiyatro, film gösterileri, doğa yürüyüşleri, söyleşiler ve şiir dinletileri düzenlenecek.

AMASRA SALATASININ SIRRI
Meşhur Amasra salatası, ilçedeki restoranlarda bir sanatçı titizliğiyle hazırlanıyor. Kışın malzemesi biraz azalıyor olsa da, yaz aylarında 22-23 farklı çeşitle hazırlanan salatalara özel yapım zeytinyağı ve sirke ayrı bir tat katıyor. Yöreye özgü otlarla zenginleştirilen salataların bir diğer özelliği de Amasralı çekici ustalarının yaptığı tahta mutfak eşyaları ile hazırlanması. Metale değmeden hazırlanan salataların lezzeti de başka oluyor.

Roma döneminde inşa edilen Kuş Kayası Anıtı, Amasra – Bartın yolunun 4. kilometresinde. Kabartma tekniğiyle yapılan anıt, kral ve kartal figürleriyle dikkat çekiyor.

Bedesten olarak anılan Roma Eyalet Meclisi, Amasra’nın görülmeye değer yapılarından. M.S. 1. yüzyılda inşa edilen yapı, pazar yeri olarak da kullanılmış.

Büyük Tepe’nin doğuya ve batıya bakan yamaçlarında kare planlı iki mağara bulunuyor. Bunların 8. yüzyılda keşişler tarafından inziva yeri olarak kullanıldığı biliniyor.

Amasra Yelken Kulübü, eğitim ve aktivite programıyla turizme de hizmet veriyor. Kulüpte sörf, optimist, laser ve radial sınıfı yelkenliler için organizasyonlar yapılıyor. Tel: 0378 815 32 03

BİLİYOR MUYDUNUZ?
1460 yılında Amasra’yı fetheden Fatih Sultan Mehmet’in Bakacak Tepesi’nden Amasra’yı gördüğünde lalasına dönerek hayranlıkla şöyle dediği rivayet ediliyor: “Lala, Lala, Çeşmi Cihan bu mu ola?”

  

Sponsored Links