UYUYUN BAKALIM,ALLAH RAHATLIK VERSİN…

Köşe Yazıları

Tatlı bir uyku sardı bedenimi, göz kapaklarımın üzerinde tonlarca ağırlık açılmalarına izin vermiyor adeta…Ne demektir bu biliyor musunuz?Dondurucu ayazın, hissedilemeyen hissiyatının, ayak parmaklarına kadar inişinin ardından, soba başındaki o huzur ve anlam verilemeyen uyuşmanın, rahatlığın, sıcaklığın rehavetine kapılıp,bilinemeyen yolculuğa çıkışın hikayesidir bu….Uyku seni, bedeninde hapsetmiş artık, kurtulmak mümkün değil…Direnemiyorsun da,pes ediyorsun,bırakıyorsun kendini uykunun mutlu eden, huzur veren sıcaklığına,hoşluğuna… Hem bedeninin yalnızlığı ısrarla arayışı, hem de ruhunun özgürlük marşını söyleyeceği ana heyecanla koşuşu gibi…

İşte, bu kadar uyku bozar insanı. Bedenini saranın hırs olduğunu anladığında, hırsın, gözlerini kör etmek için göz kapaklarının üzerine çöreklenen yanlışlar olduğunu da fark edeceksin. Fakat,yanlışın, tıpkı sivri sineğin, insanın kanını emmeden evvel acıyı hissettirmemek için bıraktığı salya gibi göz kapaklarından başlayıp, bütün bedenini,ayak parmaklarının ucuna kadar sardığını da göreceksin.Ve,kaşınacaksın onca yanlışın seni her yerinden ısırmasının ardından..Her gün başka bir yerini ısırıp kabartacak o  mikrop yükü küçücük önemsemediğin mide bulandıran sinek… Elini alamadığın kendine zarar verene kadar  tırnakladığın kabarcık(yanlış) kocaman bir yara açacak her gün vücudunun ayrı bir yerinde.Zevk aldığın kaşınma eylemi,eziyete dönüşecek,akıllanmaz da kendine dönüp bakmaz,içini kemiren yanlışı da görmezsen, bu eylem seni, sözüm ona kendi savaşında esir alacak.Senin bedenini bunca eziyete maruz bırakan esas tehdidi (sineği) yok etmezsen de mide bulantısının , ateşli korkunç hastalığa dönüştüğünü görecek ve pençesine takıldığını fark edeceksin.İş;iş işten geçmeden, işe koyulmakta…

Ayakta uyur hale gelmekte, en korkuncu bence uykunun… Gözlerin açık, aklının sana oynadığı oyunlar yüzünden uyurgezer oluveriyorsun. Onun bunun aklının, senin akılsız aklına yaptığıdır bu. Basmakalıp başkalarının aklıyla sana ulaşanlarla girersen yatağa, birden bire doğrulup başlarsın ayakta uyumaya.

Bazen de zorla uyutulursun, sen de ister istemez uyumak, uymak zorunda kalırsın düzenin uy dediği uykuya… Çünkü onların hakim olduğu uykunun rüyası da onlara aittir. Kâbusundan hiç bahsetmiyorum… Kâbus, aslında uyandığında çıkacaktır karşına…

Rüya tabircilerine de gitsen, yorumu yine aynıdır bu rüyanın. Bunun bir rüya olduğunu, aklının sana oynadığı bir oyun olduğunu anlatacaktır netice de herkes sana. Rüyalar yaşamda çok arzuladıklarındır. Bilinçaltına yerleşmiş, hayalini kurduğun şeylerdir rüyaların… Zafer görmüş ayakta uyutulanım… Özgürlük görmüş, aydınlık görmüş adeta gözleri kamaştıran… Adalet görmüş, huzur görmüş, medeniyet görmüş, halkın içinde halkın türküsünü dinlemiş gülen gözlerle… Yalan yok,riya yok,utanmazlık ve edepsizlik yok…Zenginlik herkeste,yada herkes fakir ama mutlu ve huzurlu…Herkes alim,zalim diye bir kelime yok sözlüklerde.Sahne de herkes aynı,dünya değişmiş ama insan yine aynı.İhanet tarihte kalmış,minnetse masal kahramanı olmuş.Bu rüya da hakikaten rüya değil masal olmuş…

Herkes uyuyor yahu…

Kabul edenler…

Etmeyenler…

Kabul edilmiştir…

Allah Allah (!)…

Neyi kabul etti bu meclis şimdi? Herkes uyuyordu yahu (!)…

Pirelenmişsiniz, uçuşuyor pireler göremiyorsunuz, uyanın be kardeşim…

Birileri oralarda bir şeyler söylüyor, birileri aynı şeyi tekrarlıyor, biri haklı, diğeri haksız bulunuyor. Haklı ya da haksız bulanlar aynı söyleme neden çifte standart uyguluyor. O halde bunlar uyumuyorlar da ne yapıyorlar peki?

Bıraktıkların uyuyor- uyutuluyor, değişiyor-değiştiriliyor senin benim deyip benimsediklerinde…

Uyanıp ta bakarsak eğer gerçeklerin suratına, rüyaların gerçekleşmesi için, seni her gün görmek gerektiğini anlayacağız sevgili Ata’m…

Semra Köroğlu TÜFEKCİ

  

Sponsored Links