Pontus Yönetiminde Amastris

Amasra Tarihi

amasra_bedesten

Amastris’in öldürülüşü ile kentin Pontus yönetimine geçişi arasındaki (M.Ö. 286-266) yirmi yıl, kısa fakat çalkantılı bir dönemdir. Arsinoe ve Heraclite’den kurtulan Herakleia ve Amastris halk yönetimleri, Bizans ve Kalkedonya siteleriyle ve Pontus Kralı Mithridates I Ktistes (Ölüm M.Ö.266) ile anlaşarak bir ittifak kurdular.

Bu sırada Amastris’in başında Tieion’lu (Filyoslu) Eumenes bulunuyordu. Fakat ittifak uzun ömürlü olmadı. Seleukoslar Bithynia Krallığına savaş açınca Kral Nicomede, Herakleia’dan yardım istedi. Bithynia Krallığının, Amastris’e kadar olan kıyı bölgesi üzerinde de hak iddiası söz konusuydu. Bu nedenle Eumenes, burada daha fazla tutunamayacağını görerek Bergama’ya gitti. Amastris de M.Ö. 279’da resmen Nicomede Krallığı’na bağlandı. Onüç yıl süren bu ara dönemden sonra, Pontus Kralı Ariobarzane, tahta çıktığı M.Ö. 266’da anlaşmak suretiyle Amastris’i kendi sınırlarına kattı. Bu sırada kent “Muhteşem Amasra sitesi” olarak tanınıyor, Karadeniz kıyı egemenliği bakımından önem taşıyordu. Fakat Akdeniz havzasında ve Anadolu’da bozulan güç dengeleri yüzünden deniz ticareti durgunlaşmıştı. Karadeniz kıyılarına kadar gelen bir Mısır donanmasının uyandırdığı korkuya karşılık, Pontuslar, Galatlarla birlikte bu donanmanın kıyı iskelelerine yönelik saldırılarını önlemeye çalışmaktaydılar. Ancak bu sefer de Galatlar, yardımlarının karşılığı olarak Herakleia ve Amastris’ten büyük miktarda kurtuluş paraları istediler. İsteklerini elde edemeyince de her iki kenti kuşatma altına aldılar. Amastris’in mükemmel surları ve savunma tertibatı karşısında ise daha makul bir haraca razı olup çekildiler.

Yaklaşık iki yüzyıl süren Pontus dönemi, Amastris’in refah çağı oldu. Strabon’a göre Pontus ülkesi dört mıntıkaya ayrılmıştı ve bunlardan dördüncüsü bütün Karadeniz kıyı kesimini kapsıyordu. Bu mıntıka da sekiz bölgeydi:

Batı kıyı Paflagonyası (Amastris)

Doğu kıyı Paflagonyası (Sinope)

Cazelonitid

Saramen

Themiskyra

Sidon

Tibarenia

Sannika (Trabzon)

 

Bu taksimata göre Amastris’in merkezlik ettiği bölge, aynı zamanda ülkenin en batı ucunda kalıyordu. Üstelik halkı da ne Paflagon, ne Kapadok’tu. Burada yaşayan melez halk, bağımsız Herakleia halkıyla hemen hemen aynıydı. Muntazam limanları, kalabalık agorası, bakımlı mahalleleri ile Pontus Krallığı’nın en seçkin kenti sayılan Amastris, önceki yüzyıllardaki gibi Kytoros’la beraber şimşir ihracını sürdürmekteydi. Bu yörenin şimşirleri, Sinope’nin akça ağacı ve cevizi bütün Akdeniz limanlarında rağbet görüyordu. Güçlü Pontus donanmasının yapımında ise Paflagonya kıyı ormanlarının dev cüsseli çam ağaçlarından yararlanılmaktaydı. Salamura endüstrisinin başlıca merkezi Sinope’ydi. Fakat Amastris’te de balıkçılık ve salamuracılık gelişmişti. Buralarda, palamutlar büyük havuzlarda canlı olarak korunuyor ve üretiliyordu. Yunus sürülerinden kaçan ton, istavrit, palamut alayları, ilkin Trabzon ve Famakia ağlarına, sonra Sinope ve Amastris ağlarına dolmaktaydı. Kentin balıkçılıkla geçinen halkı, özellikle Batı pazarlarına sevk edilen ve yüksek fiyatlarla alıcı bulan lakerdadan iyi para kazanıyorlardı. Roma’da bir varil Pontus Salamurası 300 Drahmiye satılabilmekteydi.

Liman ve pazar işlekliği, Pontus Krallığı’nın önemli kentlere tanıdığı bir ayrıcalıktan Amastris’in de yararlanmasını sağladı ve ülkedeki para basma yetkisine sahip az sayıdaki kentten tekide burası oldu. Pontus dönemi Amastris paralarında, genellikle Zevs’in Pallas’ın ve Ares’in başları görülür. Arka yüzlerde ise bir yıldırım demetine tünemiş puhukuşu ve Amastris sözcüğü yer alır.

İnançlar yönünden de bir takım değişiklikler kaçınılmazdı ve Mithra kültünden sonra bu kez ör yine Doğu menşeli bir inanış (Ahuramazda’ya tapınma) halkı etkiledi. Fakat, Sesamos’un kuruluşu evresinde yerleşen “koruyucu ilah” Zevs Stratigos’a inanış bu dönemde de öndeydi ve Zevs adına yapılan tapınakla sunak saygınlıkta ilk sırayı alıyordu.

Kuzey Anadolu’daki Pontus egemenliği M.Ö. 2.yy’ın ortalarına kadar sarsıntısız devam etti. Bu uzun barış yılları, özellikle kıyı şehirlerinin, nüfus yoğunluğu da kazanarak gelişmesine ortam hazırladı. Fakat, Romalıların Anadolu’ya girişi ve son Pontus Kralı Mithridates VI Eupator’un (Krallığı M.Ö.120 – 63) Galatiave Paphlagonia’ya seferler düzenlemesi bölge barışını bozdu. İstilacı emellerini Bithynia’ya, Bergama’ya yönelterek Romalılara karşı katliamlar düzenledi. M.Ö.88’den sonra başlayan savaşlar, Pontus’un yıkılışını hazırlarken M.Ö. 82’de Licinius Murena komutasındaki Roma kuvvetleri Pontus’a kadar ilerledi. Yine bu yıllarda Bithynia donanması Karadeniz kıyı kentlerine sık sık saldırılar düzenliyordu.Çapullar ve baskınlar giderek arttı. Kentlerde hızla boşalma görüldü ve Amastris gibi zengin ve bakımlı limanlar birdenbire yoksullaştı. Roma orduları önünde yenilgilere uğrayarak Doğu’ya çekilen Mithridates Vl’nın, Batıda bıraktığı otorite boşluğu, her türlü taşkınlığı daha da yaygınlaştırdı ve birçok kent, insanları tarafından terk edilmiş birer harabeye döndü. Amastris de (muhtemelen M.Ö. 75’e doğru) büyük bir yıkıma sahne oldu. Salt Bithynia Kralı Nicomede IV değil, Marmaralı korsanlar da zenginliğine inandıkları kenti üst üste basarak ateşe verdiler.

Amastris’e, bir buhran döneminin ardından barış ve refah getiren Pontus yönetimi, iki yüzyıl sonra burayı harap ve yoksul vaziyette Romalılara bıraktı.

 

Roma Bazilikasından (Bedestenden) (Cengiz Eruzun tarafından 1985’te çekilmiştir.)

  

Sponsored Links