Herşey Aynı, Ama Olmamalı…

Köşe Yazıları

Vatani görevimi icra etmek için 6 ay gibi bir ara vermek durumunda kaldım güzel memleketimdeki mücadele sürecine. Mevcut imkanlarım elverdiğince de internet üzerinden takip etmeye çalıştım Batı Karadeniz’de yaşananları, yapılmaya çalışanları, iki tarafında yapmak istediklerini. Bir çok duyarlı çevreci arkadaşım, bu konuda üstünde sosyal sorumluluk hissedip alın teri döken çevreci tipler!!! güzel işlere sağlam etkinliklere imza atmışlar. Amasra’ da düzenlenen etkinlikler. Bir dağılıp kolay kolay kendine gelemeyen Bartın Çevre Birlikteliği silkelenip yeniden yapılanma sürecine girmiş ve Bartın Platformu adı ile mücadeleye devam kararı almışlar.
Yeniden yapılanma çalışmalarında neler yaşandı, toplantılarda neler görüşüldü neler karara bağlandı bilmiyorum ama gerçekleşen etkinlik ve eylemlerden bir canlılık ve hareketliliğin olduğunu gördüm. Kardeş şehirlerde aynı durumdan muzdarip olan ve örgütlenerek direnen kardeşlerimizle el birliği yapılması HES’e karşı SES çıkarılması başarılı ve takdire şayan girişimler. Emeği geçen arkadaşları kutluyor ter dökülen alınlarından öpüyorum. Tüm bu gelişmeler beni hem onurlandırdı hem de mücadelenin sürdüğünü hem de büyüyerek sürdüğünü görmek adına sevindirdi.
Fakat hep Amasra’ya bakarken bir çığ gibi büyüyerek doğa katliam canavarına dönüşen HES projelerinin burnumuzun dibine Kurucaşilenin Kapısuyu köyüne kadar girdiğini ve orada gerçek bir katliam yaparak (http://www.nisanenerji.com.tr/?sayfa=basak_foto_regulator_tr firmanın proje çalışmalarını fotoğraflayarak yayınladığı internet sitesinin adresi) Başak Regülatör projesi adı ile HES kuran Nisan Elektromekanik Enerji ve San.Tic. A.Ş. yi kimse fark etmedi. Bu projenin varlığından bihaber olmak gerek çevre örgütlerinin gerek Bartın Platformunun gerek mühendislik odalarının gerekse diğer STK ların utancı olmalıdır. Bundan ders çıkartarak ne derece samimiyetle görevimizi icra ettiğimizi sorgulamalıyız. Topu hiçbir şekilde halka, yerel idarecilere veyahut hükümete atma lüksümüz yoktur. Kendi yöremizde yapılan yapılması planlanan ve bu projelere bağlı olarak gerçekleşen doğa katliamlarına suyumuza toprağımıza doğamıza egemen olma girişimlerine dur diyebilmek için bunu yapmak durumundayız.
Yöremize yapılması planlanan KUMLUCA Karataş Regülatörü ve HES Projesi bizim suyumuza sahip çıkma anlamında gerçekçi bir sınavımız olacaktır. HEMA A.Ş. nin kapı komşumuz Ereğli bölgesinde yapmayı planladığı iki adet Termik Santral projesi ve yöre halkının mücadelesi bizim onlara destek olma ve kendi mücadelemize destek alma anlamında önemli ve üstünde tartışılması gereken süreci değerlendirmede teori geliştirip pratiğe dökme anlamında yardımcı ve yol gösterici olacaktır.
Aynaya bakıp silkelenmemiz ve örgüt disiplini ile çalışmanın önemini kavramamız gerektiğini gözler önüne seren bir örnek daha vermek istiyorum.
2 Ekim 2010 Cumartesi Günü söyleyecek Sözümü Var sloganı ile Kastamonu Loç Vadisinde -ki bu yöredeki Valla Kanyonu dünyanın en büyük kanyonları arasında sayılmakta- yapılmaya başlanan ve büyük bir halk desteği ile engellenmeye çalışılan HES lere karşı bir basın açıklaması düzenlendi İstanbul Fındıklıdaki firma binası önünde. Bartın Platformu olarak orada sadece iki kişinin temsilci olması, Bartın’da düzenlenen tüm etkinliklerin, basın açıklamalarının, imza kampanyalarının, platformun yeniden yapılanma çalışmalarının amacına ulaşıp ulaşmadığını sorgulamak için bir ayna niteliği taşımalıdır.
Tüm bunları yaparken yöre halkının –bunu sadece yöre halkına değil tüm ülkeye yaymak daha doğru olur- yaşam anlayışı ve tarzı haline gelmiş olan iş buldun sıvış aş buldun giriş mantığı mücadele sürecinde yaklaşılmaması dahi gereken bir tutumdur ki içinde gerçekten sosyal sorumluluk ve vatanseverlik doğa aşkı taşıyan ve büyük bir özveri ile mücadele eden dostlarımızı da küstürmemeliyiz. Tutumumuz saflarımızdan aktivist eylemci kaybetmek değil saflarımıza kendi yöremizden destekçi mücadele ortağı katabilmek olmalıdır. Bir etkinlik yada eylem organize edildiğinde uyuyakalmışım gibi pervasız ve lakayt bir savunma cümlesi sarf etmek bu işi ciddiye almadığımızı gösterir ki bizim ciddiye almadığımız bir mücadele sürecinde ciddiye alınmayı ve destek bulmayı beklemekte ahmaklık olur. Kaldı ki bilinçsiz ve düşüncesizce yapılan tutumların da dolaylı yoldan dışarıdan mücadelemize destek veren diğer STK’ları ve çevreci grupları da bizlerden uzaklaştıracağını unutmamalıyız. Bu yolda tek başımıza başarıya ulaşma düşüncesi öncelikle bir hayal sonrasında bir intihardır.
Öte yandan gerek Amasra esnafının ve halkının, gerekse Bartın halkının Termik santral ve son olarak bütün Doğu ve Orta Karadenizden sonra bizimde gündemimize giren HES’ler konusundaki tavırlarını yaklaşım ve duyarlılıklarını hepimiz biliyoruz. Yatırım olsun çamurdan olsun yaklaşımının halkın benliğine yerleşmesi konusu ise ayrı bir tartışma konusudur.
Eğer ki örgüt disiplini ve yaklaşımı ile mücadele etmek ve bunu yaparken samimi olmak istiyorsak aynaya bakmalıyız. Bireysel olarak vitrinden çekilmeli mutfağa girmeliyiz. Elimizi taşın altına sokmalıyız. Halkın nabzını iyi değerlendirmeli toprağımıza suyumuza doğamıza sahip çıkmanın bu tarz yatırımlardan çok daha önemli ve geleceğimizi kurtarmak anlamı taşıdığını benimsetebilmeliyiz.
Bunun için birkaç öneride sunmak istiyorum zira sadece eleştirmek kuru muhalefetten öteye geçmeyecektir. Ayrıca belirtmek isterim bu eleştiri ve yorumlar mücadele sürecimize aydınlatıcı bir ışık niteliği taşıyacağını düşünmemdendir.
1- Bartın Platformu altında görev alan bütün STK’lar kendi içinde bir özeleştiri yapmalı ve bunu çözüm önerileri ile bir rapor haline getirmelidir.
2- Bu raporları değerlendirmek ve yol haritası çıkarmak için platform en kısa sürede toplanmalı ve gerçekçi bir yol haritası ve çıkarıp gerçekçi bir görevlendirme yaparak kontrol mekanizması oluşturmalıdır.
3- Halkın nabzına inilmeli. Sokak sokak kapı kapı dolaşılarak tehlikenin boyutları anlatılmalı. Gerekirse bunu halkın anlayabileceği bir dile çevirerek ( tiyatro, şiir, komedi tarzı sunumlarla, sağlık ve ekonomik boyutlarını aktaracak bilirkişi/ünlü sanatçı vb. destekleri veyahut Termik santral ve HES kurulmuş yerlere ibret niteliğinde ziyaretler düzenleyerek) halka izah edilmeli.
4- İstanbulda yaşayan yaklaşık 80.000 Bartınlının İstanbulda çıkarabileceği sesi unutmamalı. İstanbuldaki STK ve derneklerle görüşülmeli bu bölgedeki halkın mücadelede taraf olması sağlanmalı.
5- Mücadele artık yerel değildir. Mücadele artık ulusaldır ve kesinlikle bizimle aynı derdi paylaşan diğer gruplar ile dayanışma içinde olmamız, onların mücadelesine destek verip onlardan destek alarak sesimizi yükseltmemiz kaçınılmazdır.

Daha yaşanılası bir dünya için MÜCADELE kaldığı yerden devam ediyor…

Ergin BOZKURT

06.10.2010

  

Sponsored Links