Cenova(Ceneviz) Armaları

Amasra Tarihi

Amasra’da Tarihten Günümüze Ceneviz Armaları

13. yy’da Cenovalıların Samastro, Sakız Adası, Foça, Galata, Samsun, Kefe ve daha birçok doğu kolonileri vardı. Cenovalılar (İtalyanlar) ele geçirdikleri kolonilerdeki kale duvarlarına kendi amblemlerini yerleştiriyorlardı. Bu düşüncenin amacı, yerel halka geçmişe ait her şeyin Cenevizliler tarafından yapıldığını anlatmaktır. Amasra Kalesi de arma yönüyle geniş bir koleksiyonu yansıtır.
1261–1460 yılları arasında Samastro adıyla anılan Amasra’da hükümranlıklarını sürdüren Cenovalılar, bu dönemde Amasra yöneticilerinden konsolosları Cenova’dan, memurları ise Pera’dan (Galata) atamışlardır. F.W.Hasluck’un tespitlerine göre Galata ve Kefe armalarında, Podesta ve Tatar Hanı blazonlarına yer verilirken, Amasra’da “Doc-Cenova-Konsolos” blazonlarını içeren taş armalara yer verilmiştir.
Blazonlar, üç figürden oluşan bir settir. Bunlardan ortadaki genellikle Cenova şehrini sembolize eden “Haç”tan ibaret olup, bunun sağında Cenova’yı yöneten Doc’un aile amblemi, sol tarafında ise Amasra’da Cenova yönetiminin temsilciliğini yapan konsolosun aile arması yer alır.
Bir Cenova Doc’u olan Simone Boccanegra’ya ait ve iki ayrı dönemi içeren [(1339–1344), (1361–1363)] Cenova arması ile birlikte iki blazonluk bir arma oluşturan taş içkalede olup, Amasra armalarının en eskisi olarak kabul edilir.

Samastro armaları arasında Cenova’yı işgal eden Milano Dukası Visconti’nin yılanlı armaları ile ünlü D’auria ailesini temsil eden kartallı blazonlar da görülür.
Bazı amblemlerde kazınma işlemi vardır. Bu durum F.W. Hasluck’un söylediği gibi “Türklük Duygusu”ndan değil; Cenova’nın Fransızlar tarafından 1393–1413 yılları arasındaki işgaline bir tepkiden kaynaklanmıştır.
Armalarda, Cenova yönetiminde bulunan Adorno, Fregoso, Poggio Doc aile blazonları ile Amasra’da konsolosluk yapan Gazano, Luxardo, De Zoagli, De Montenegro, De Ghizolfi, Malaspina, Boccanegra, D’auria ailelerinin blazonları bulunmaktadır.
Bunlardan Simone Boccanegro amblemi 1360’lı yılları işaret ettiği halde, diğerleri onbeşinci yüzyıldaki muhtelif tarihleri gösterir.

İsmail Aktaş

  

Sponsored Links