Amasra Termik Santral

Köşe Yazıları

amasra-termik_santrali

Amasra’da kurulması düşünülen Termik Santralin Kronolojik Gelişimi,

Amasra’da yapılması planlanan termik santralin kurulacağı alan kömür kuyuları ve liman yapılması planlanan alanlar…

Termik Santrale Karşı Amasra ve Bartın Halkının isyanı ve eylemleri…

2010 yılı Ocak ayında yapılan Amasra Termik Santral Eylemi…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Amasra’da Düşünülen Termik Santral İçin,

Bartın PMOgenç’in Yorumu

Hattat Holding A. Ş. Tarafından TERMİK SANTRAL ENTEGRE PROJESİ (Santrale Yakıt Sağlayan Yeraltı Kömür İşletmesi, Endüstriyel Atık (Kül) Depolama Alanı, Liman ve Kireçtaşı Ocağı Dahil) ÇED başvuru dosyası giriş paragrafında enerji politikalarına ilişkin yorum aşağıda belirtilmiştir:

“Günümüzde, pek çok ülkede sürdürülebilir kalkınmayı sürdürülebilir enerji yolu ile
elde etmeye yönelik ulusal programlar tatbik edilmesi ve belirlenmiş sürdürülebilir
hedeflere ulaşmak için stratejiler geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Enerji
konusunun giderek globalleşmesi, değişen piyasa şartları ile izlenen liberal ekonomik
modeller; bir yanda dışa bağımlılığı asgari seviyelere çekecek, öte yanda ise ekonomik
canlanmaya en üst düzeyde katkıda bulunacak enerji politikalarının uygulanmasını gerekli hale getirmektedir”(Çed raporu, 2009). Aynı zamanda VIII. Ve IX. Kalkınma dönemi raporlarındaki enerji açığına dikkat çekilmiştir. Ancak söz konusu plan dönmelerine ait raporlar incelendiğinde “yenilenebilir enerji” kaynaklarının kullanımının sağlanması ve doğanın korunması yönünde önemli bildirimler de bulunmaktadır. Türkiye’nin Rüzgar potansiyeli yüksek bölgelerinden biri olan Amasra bölgesi için bu alternatifin değerlendirilmesi ülke planlamasına da uygun olacaktır. Aynı zamanda Kömür rezervi yönünden zengin olan bölge de çıkarılan kömür kalitesi, kurulmak istenen termik santral için ÇED raporunda belirtilen üretimi ve enerjiyi karşılayabilecek oranda olmadığından, işlenmesi durumunda oluşacak külün depolanması için yer bulunmamakta, kullanılacak suyun (deniz suyu) geri deşarjı kıyı ekosistemini olumsuz etkileyecektir.

 

Termik Santral ve Kömür Kullanımı

 KÖMÜR HAKKINDA 10 ACI GERÇEK

1. Kömür iklim değişikliğine yol açan en tehlikeli yakıttır.

İçerdiği yüksek miktardaki karbon nedeniyle termik santrallerde kömür kullanmak en çok karbondioksit kirliliğine yol açan enerji üretim şeklidir. Ayrıca kömür madenciliği de, karbondioksitten 20 kat güçlü olan metan gazının açığa çıkmasına neden olur.

Bütün dünyada, kömür santrallerinden yılda 7 milyar ton karbondioksit salımı gerçekleşmektedir. Bu miktar; dünyadaki toplam karbondioksit salımının %41’ine karşılık gelmektedir.

2. Kömür santralleri büyük miktarlarda cıva kirliliğine sebep olur.
Kömür santralleri bütün dünyada, yılda 1450 metrik ton yani %50’lik bir payla cıva kirliliğinin en büyük yayıcısıdır. Cıva bölgedeki su kaynaklarının kalitesinin düşmesine neden olur.

Cıva, çocuk gelişimine zarar veren bir nörotoksindir. Cıvanın anneden fetüse geçebilecek zararlı etkilerinin arasında; beyin hasarı, geç gelişim, koordinasyon problemleri, körlük, felç ve konuşma yetersizliği bulunur. Cıva anneden, emzirilen bebeğe anne sütü yoluyla da geçebilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 410,000’nin üzerinde çocuk, anne rahminde, bozuk nörolojik gelişime neden olabilecek düzeyde metil cıvaya maruz kalmaktadır.

3. Kömür, asit yağmurlarına sebep olur.
Kömür santralleri, asit yağmuru oluşumuna kaynaklık eden kükürtdioksit ve azotoksit’in açığa çıkmasına neden olur.

Ortaya çıkan duman, bitkileri ve ağaçları, hastalıklara ve aşırı havalara karşı dirençsiz kılarak tüm ekosistemi yok edebilir. Ayrıca, insanlarda astım riskinde artış, akciğer hasarı ve prematüre ölümler gibi çok farklı semptomlara neden olabilir. Asit yağmurundan kaynaklanan yüzey suyunun asitlenmesi; balık popülasyonlarında yaygın kayıplara sebep olmaktadır. 1980’lerde, Orta Avrupa’da, salım kaynaklarından uzakta ve salım kaynaklarının çevresinde yaygın olarak orman kayıpları gözlemlenmiştir. Asit yağmurları, Çin’de ülke topraklarının yaklaşık %30’unu kaplamaktadır. Ayrıca, gözlemlenen 487 kentin %54.4’ünde asit yağmuru gerçekleşmiştir.

4. Kömür, küçük partiküller ve radyasyon yoluyla gerçekleşen tehlikeli hastalıkların kaynağıdır.
Hava içerisinde hapsolmuş katı veya sıvı olan küçük partiküllerin ana kaynaklarından biri santrallerde kömürün yanma sürecidir. Bu parçacıklar akciğer fonksiyonlarında azalma, astım, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve bebek ölümlerine sebep olabilir.

Türkiye linyitleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, uranyum, potasyum, radyum, ve toryum oranları ortalama değerlerin çok üzerinde çıkmıştır (Öztürk ve Özdoğan, 2004). Ayrıca, Yatağan’ın 50 köyünün 34’ünde radyasyon miktarının insan sağlığının kabul edebileceği sınırın çok üzerinde, küllerin atıldığı bölgelerde ise 19 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir (Keskin ve Mert, 2002). Bunların dışında, Türk Tabipler Birliği’nin yaptığı bir araştırmaya göre solunum sistemi hastalıkları, bronşit, amfizem ve astım gibi hastalıklar Yatağan’da Muğla merkezine oranla iki kattan daha sık görülmektedir (TTB, 2000).

5. Kömürün yanması sonucu açığa çıkan atık zehirlidir.
Kömür yakma işleminin artıkları ağır metaller ve diğer elementler gibi birtakım zehirli maddeler içerebilir. Örneğin, insan sağlığına veya çevreye zarar verebilecek miktarlarda arsenik, kadmiyum, krom ve kurşun bulunabilir. Bu kirleticiler içme su kaynaklarına, yüzey su gövdelerine, bitkilere veya hayvanlara ulaştığında riskler meydana gelebilir. Bu maddeler, şiddetli etkilerle ilişkilendirilmektedirler. Örneğin, arsenik için kanser, kardiyovasküler ve nörolojik etkilerden söz edilirken; böbrek hasarları, prostat ve solunum sistemi kanseri kadmiyumla ilişkilendirilir. Kurşun ise gelişimsel gecikme, hipertansiyon, işitme duyusunda bozulma, hemoglobin sentezinde bozulma ve erkek üretkenliğinde azalma ile ilişkilendirilir. Kurşun özellikle çocuklar için çok tehlikelidir.

6. Kömür tatlı su kaynaklarımızı azaltır.
Kömür, kuraklığa neden olur. Birleşmiş milletlere göre, milyarlarca insan, iklim değişikliği tarafından tetiklenen su yetersizliğiyle mücadele etmek zorunda kalacak.

Ayrıca, kömür santrallerinden yayılan zehirli maddeler, çok büyük alanları etkiler ve bölgedeki tatlı suyu kirletir. Ayrıca kömür madenciliği her gün tahmini 70 milyonla, 260 milyon galon su gerektirmektedir. Madencilik, yeraltı sularını kirletir ve geniş bir alan içerisindeki yeraltı su seviyelerini etkiler. Kömür madenciliği ayrıca asit maden kanalizasyonu (AMD) yoluyla su kirliliğini tetikleyen nedenlerinden biridir. AMD; minerallerin oksijen ve suya maruz kalması sonucunda oluşan ve ağır metal içeren atık sudur. Bu zehirli su sızdığında, yeraltı suyu ve kanallarıyla birleşir; su kirliliğine sebep olur ve toprağa zarar verir.

7. Kömür madenciliği insan sağlığı üzerinde geri dönüşü olmayan etkilere sahiptir.
Çevresel etkilerine ve yarattığı kirliliğe ek olarak, kömür madenciliği yerel halk ve madenciler üzerinde de olumsuz etkilere sahiptir. Kömür madenini tozunun pnömokonyoz’a (kara akciğer hastalığı olarak da bilinir) yol açma potansiyeli uzun süredir bilinmektedir. Kara akciğer; kömür tozunun ve karbonun uzun süre solunması sonucunda meydana gelir. Toz akciğerlere yapışır, akciğerin sertleşmesine neden olur ve soluk almayı zorlaştırır. Nefes darlığı, egzersiz yapma zorluğu, amfizem, öksürük, kalbin sağ tarafının çökmesi ve solunum sisteminin çökmesi (ölüme sebep olur) etkiler arasındadır.

Etkiler sadece madenlerdeki işçilerle sınırlı değildir. 2001 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışma; yüksek seviyedeki kömür üretiminin, araştırmaya dâhil olan madencilik alanlarına yakın yaşayan insanlarda rastlanan yüksek oranlarda kardiopulmoner hastalıkla, kronik obstrüktif akciğer hastalığıyla, hipertansiyonla, akciğer ve böbrek hastalıklarıyla ilişkili olduğunu göstermiştir.

Ayrıca, kömür madenlerinde meydana gelen kazalar ölümlere yol açmaktadır. Çin’de, 2006 yılında 3,000’e yakın kömür madeni kazası gerçekleşmiştir ve bu kazalar 4700 insanın ölümüne sebep olmuştur. Sadece Zonguldak’ta, TTK genel müdürlüğün istatistik verilerinden alınan bilgiye göre, grizu ve kömür patlaması, karbon-monoksit zehirlenmesi, metan gazı ve karbondioksit boğulmaları gibi kazalar sonucu 1955-2006 yıllarındaki iş kazalarında 2 bin 670 işçi öldü, 319 bin 792 işçi ise yaralandı.

8. Kömür Madenciliği doğayı yok eder, erozyona neden olur.
Kömür madenciliği, doğal ortamlarda kalıcı hasarlara neden olabilir. Madencilik alanının yüzeyindeki ağaçlar ve bitkiler yok edilir. Bu durum toprak erozyonuna, sele ve yerel halkta solunum problemlerine yol açan toz kirliliğine neden olur.

Açık kömür madenciliği durumunda, bir kömür şirketi gömülü olan kömürün zayıf bağlantı yerlerine ulaşabilmek için dağların tepelerini patlatmaktadır. Yeraltı madenciliği çökebilecek yeraltı boşluklarına sebep olur. Bu boşluklardaki toprak çöktüğünde; evlerde, binalarda ve yollarda ciddi yapısal hasarlara neden olabilir. Ayrıca taban suyu düzeyini düşürebilir ve yeraltı suyunun ve akıntıların yönünü değiştirebilir.

Madencilik işlemleri yüzünden tahrip edilen büyük toprak alanlar ve buna maruz kalan toprakların fazlalığı yüzünden, erozyon madencilik yapılan bölgelerde öncelikli kaygıdır. Yüzey maden alanlarındaki tortu üretimi ormanlık alanlardan 1,000 kattan 2,000 kata kadar fazla, otlak alanlardan ise 10 kat daha fazla olabilir. Bu yüksek tortu yüklemeleri, alanın tarım potansiyelinde azalmaya sebep olabilir, akıntı rezervlerinde depolama kapasitesinde kayıplara yol açabilir, azalan nehir kanal kapasiteleri yüzünden sel basmasını arttırabilir, akım yapısında yer yüzeyi yapısında değişime yol açabilir, bulanıklığı ve bununla ilgili nehir yaşamında meydana gelecek değişiklikleri arttırabilir.

9. Kömür elektrik üretmek için verimsiz bir yoldur ve çok fazla toplumsal maliyeti vardır.
Diğer fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında kömürün daha ucuz olduğu düşünülmektedir. Oysa kömür santrallerindeki 150 yıllık teknolojik gelişime rağmen, bu santraller hala üretilen ısının yarısından fazlasını boşa harcamaktadır.

Türkiye’deki kömür rezervleri çoğunlukla linyit olarak sınıflandırılmaktadır; linyit en düşük karbon içeriğine ve en yüksek nem oranına sahip kömür türüdür. Kirletme oranı çok yüksektir ve enerji değeri çok düşüktür. Bu kömür santrallerini daha az verimli hale getirir, elektriği daha pahalı konuma getirir ve toplumsal maliyetleri arttırır.

Kömürün gizli maliyeti üçüncü kişilere yüklenen toplumsal maliyetlerden kaynaklanır. Aslında, kömürün gerçek maliyeti yerel topluluklar üzerine yüklediği sağlık problemleri, tarıma verdiği zararlar, su kaynaklarının azalması gibi sorunları içermektedir. Avrupa Birliği ExternE araştırmasına göre; eğer kömürün toplumsal maliyetleri, elektrik faturalarına eklenseydi, Avrupa Birliğine üye devletlerin çoğunluğundaki bugünkü elektrik faturalarına kilovat başına 2–7 Avro sent ek fiyat eklenmesi gerekirdi.

10. Kömür ithal etmek anlamsızdır: kömür fiyatları petrol fiyatlarına bağlı olarak artmaktadır.
Kömür ticaretinde önemli bir faktör,%70 oranla taşımacılıktır. Petrol fiyatlarının artışı, taşımacılıkta kullanılan yakıt olması dolayısıyla kömür fiyatlarını da arttırmaktadır.

Ayrıca, kömür fiyatları kömürün cinsine ve nerede üretildiğine göre değişse bile, genelde uluslararası piyasalar takip edilmektedir. Sonuç olarak, son yıllarda dünya piyasalarındaki kömür fiyatları önemli ölçüde artmıştır. Çoğu göstergede, 2000-2006 yılları arasında kömür fiyatları ikiye katlanmıştır. Mayıs 2007 ile Mayıs 2008 arasında Avrupa’daki peşin fiyat metrik ton başına 70 ABD Dolarından 150 Dolara yükselmiştir.

Amasra’da Termik Santral İstemiyoruz !!!

Sponsored Links