Amasra Tarihi

Amasra Tarihi

engincl_bliman_ec1940

Sesamos’dan Amasra’ya Tarihimizde Olup Bitenler

Üçbin yıllık tarih serüveninde Sesamos-Amastris-Samastro-Amasra isimlerini alan ve Amazonlar tarafından kurulduğunu savunulan Amasra; bazen bağımsız bir site, bazen müstemleke, bazen küçük bir krallık, bazen de eyalet merkezi; zaman zaman önemini yitirmiş ama hiçbir zaman terk edilmemiştir.

Sesamos Sitesinden Osmanlı Amasra’sına kadar en az 11 büyük medeniyete ev sahipliği yapan Amasra’da bir medeniyetler yığınının olduğu bilinmektedir. Ancak, kentin çok sınırlı ve dar arazi üzerinde kurulu olması, her bir medeniyetin önceki dönemlerin izlerini yok ederek yeni kenti bu yığının bir bölümü üzerine inşa edilmesini zorunlu kılmıştır. Şüphesiz bunda yerleşme ve savunma ihtiyaçları ile inanç farklılıklarının da payı bulunmaktadır.

M.Ö.7.yy. başlarında bölgeye yerleşen ve İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler tarafından Akropol, Rıhtım, Agora ve tapınaklar inşa edilmiştir.

M.S 302–286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetilen Sesamos; Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan şehir devletinin (Symoikismos Siteler Birliği) merkezi olmuştur. 16 yıllık iktidarında Kraliçe Amastris, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmış ve görkemli bir site oluşturmuştur. Akropol, kutsal sunaklar, tapınaklar,
rıhtımlar, şehir surları, agora ve halk mahalleleri ile Babil Kraliçesinin “Asma Bahçeleri”nin benzerleri olan ve aralarında onar metre açıklık ve içlerinde gizli dehlizlerin bulunduğu on dokuz kemer üzerine yapılan teraslar önemli sanatsal yapılardır.

M.Ö. 70 yıllarında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine giren bölgede Bitinya ile Pontus’un Paflagonya’daki bölümü, Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu.

M.S.1.yy’da doğru Amastris’in Nicomedia (İzmit) ile Amasia arasındaki Roma karayoluna bağlanması için Amastris- Gerede karayolu ile Kuşkayası Anıtı’nın yapımına izin verilmiştir. Eni 5 mt’yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı ile görülmektedir. İmparator Traianus döneminde (M.S.98-117) ise imar çalışmaları daha da hızlanmış; form, eyalet meclis sarayı, arter (Şeref yolu), tiyatro, akropol, tapınaklar, cadde ve lağım şebekeleri yapılarak planlı bir kent görünümü sağlanmıştır.

M.S. 395 yılında Doğu-Batı (Roma-Bizans) ayrılışı sonrası Amastris, artık Bizans sınırları içindedir. Bin yıllık Bizans dönemi, Amastris şehrinin en iyi dönemlerinden birisidir. Kent ticari açıdan büyük bir refaha kavuşmuş ve sanat dallarında önemli gelişim sağlanmıştır. 8.yy’a doğru eski roma yol şebekesi onarılmış, kalelerin tahkimi yapılmıştır.

Bizans’ın iyice zayıfladığı dönemde 1263 yılında Cenovalılara kiralanan Amastris’e tüccar gemiciler yerleşmiştir. 13. yy’da yapılan konsolos sarayı ile loggialar ve sarnıçlar Cenova dönemine ait eserlerdir.

Günümüzde, antik kentin görünen yüzü kültür turizminin oluşmasını sağlayan değerlerdir. Diğer görünemeyen büyük bir bölümü ise, kurtarma ve inşaat kazılarından ya da bu konuda yayınlanmış eserlerden anlaşıldığı üzere toprak altında 1,5–4,5 metre derinliklerdedir.

 İsmail AKTAŞ
  Profesyonel Turist Rehberi
 Tel(0542) 515 23 14

 

  

Sponsored Links