Amasra Müzesi ve Eserleri

Amasra Tarihi

Müzedeki Eserler
amasra_tarihi_eser
Bu anıt veya tapınak kompozisyonundan artakalan yaşlı erkek başı. (Amasra müzesindedir.)

amasrada_heykel_govdesi
Amasra Müzesi’nde Antik Çağ’a ait bir heykel gövdesi.

Zonguldak’ta bir müze açılması konusu 1935’te düşünülmüşse de gerçekleşmemiş; bu maksatla Halkevi’nin Amasra’da toplattığı taş eski eserler uzunca bir zaman iskele başında -Kastamonu Müzesine gönderilmek üzere- bekletilmiş, fakat bu mümkün olamadan, bir deniz fırtınasında serlerin tamamı denize sürüklenmiştir.

amasrada_heykel_roma_dönemi
Amastris kentinin derinlerinde kalan bu kıymetli eserler inşaat kazıları sırasında tesadüfen bulmuşlardır.1970’li yıllarda Akropol eteklerindeki inşaatlar Amasra müzesine bunun gibi dört heykel daha kazandırmıştır. Bu heykel Romalı bir prokonsüle aittir.

Amasra Tarihi Eserleri Müze
Amasra Tarihi Eserleri Müze
Günümüze hiçbir izi kalmayan Antik nekropoldeki mezar ve lahitlerinden ele geçebilen göz yaşı ve koku şişeleri, pesüsler, kandiller Amasra Müzesinde sergilenmektedir.

Amasra Tarihi Eserleri Müze
Amasra Tarihi Eserleri Müze
Dünkü Amasralı kadınların, renge desene ve bezemeye yaklaşımını gösteren giysi ve örtü (Cepken, yağlık) örnekleri.

Amasra Tarihi Eserleri Müze El Yazması Kuranlar
Müzenin etnografik eserler bölümünde yer alan yazma Kur’an-ı Kerimlerle, diğer kitaplardan bazıları.

Turizme yararı olur düşüncesiyle 1955’te Amasra’da küçük bir müze tesis edilmiş ve toplanabilen her çeşit arkeolojik ve etnografik eşya burada basit tarzda sergilenmeye başlanmıştır. Özellikle kolayca taşınabilir nitelikteki Antik parçaların toplanması bakımından çok başarılı olan Müze Memurluğu, 1970’e kadar küçük teşhir salonunu ve deposunu; çeşitli tarzlardaki sütun başlıkları, arşitrav, akroter parçaları, Roma ve Bizans mezartaşları ile lahit kırıkları, sunaklar, alınlık, kaide ve heykel kalıntıları ile doldurmuştur. Bunların yanı sıra denizden çıkarılan amforalar, toprakaltı künkleri, açılan mezarlarda bulunan gözyaşı kapları, pesüsler ve diğer mezar eşyaları ile muhtelif dönemlere ait yüzlerce para da müzeye kazandırılmıştır.
1964’ten itibaren etnografik eşya alımına da geçilmiş; Amasra ve çevresinin Türk-İslam geleneklerini yansıtan giyim kuşam, mefruşat ve bakır levazım satın alınmıştır. Giderek artan tüm bu eserlerin hem teşhiri hem korunması, yeterli bir müze binasının bulunmaması sebebiyle bir sorun olmuş, nihayet Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce metruk vaziyetteki Bahriye Mektebi kamulaştırılarak restore edilmiş ve 1976’da Amasra Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. İnşaat kazılarında çıkan heykellerin, armaların, lahitlerin; ayrıca 1968’de Bartın Boğazı’ndaki limanın temizlenmesi çalışmalarında bulunan büst ve heykellerin de konulması ile Müze, yaklaşık üç bin yıllık bir kültür birikimini zengin ve değerli bir koleksiyonla demlendirmektedir.

Bedesten’in güneybatısındaki yücelti Akropol olarak bilinir. Bu tepeyi kuşatan surlardan ancak bir bölümü ayaktadır. Üzerinde ise eski temel kalıntıları ve mezar çukurları ortaya çıkmıştır. Definecilerin ilgi duydukları bu alan, son yıllarda büyük çapta tahrip edilmiş; Roma dönemine ait arşitrav parçaları ile sütunlar müzeye taşınmıştır.
İlkçağdan beri mezarlık (Nekropol) alanı olan Aya Yorgi etekleri çok sayıda anıt mezar ve lahit ihtiva etmekte iken, 20.yy başlarında bunların tamamı dağıtılmış; taşları inşaatlarda kullanılmıştır. Yine buradaki mermer ve kalker parçalarının toplanarak mavnalarla Zonguldak’a gönderildiği ve mozaik yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Son yıllarda da bu alana, Kömür işletmesine ait bir takım tesislerle yeni konutlar yapılmıştır.
İlkçağ Amasrasının en ilginç eserlerinden olan Nymphaeum (anıt çeşme) harap bir vaziyette geçen yüzyıla kadar varlığını korumuşsa da muhtemelen Bahriye Mektebinin yapılışı sırasında taşları alınmış ve bu antik eserden yalnızca, aslanbaşlı iki oluk kalmıştır, imparator S. Severus’a sunulan bir tapınakla aynı yerde olduğu sanılan çeşmenin mermerlerinden Bahriye Mektebi’nin pencere süveleri kesilmiştir.

  

Sponsored Links